 |
Members: 3,527
Threads: 2,460
Posts: 15,247
Newest Member: blessedgirl
|
 |
|
 |
 |
|
 |
04-01-2009, 05:38
|
#1
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 93
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 105 
|
Kas ve Merkezi Sinir Sistemi Hastalıkları ve Merkezi Sinir Sistemi Hastalıkları
Kas Hastalığı Nedir?
Kas Hastalıkları (Nöromüsküler Hastalıklar) adından anlaşılacağı üzere, kas ve sinir sisteminde fonksiyon bozukluklarına,kaslarda erimeye ve güçsüzlüğe yol açan, bir çok çeşidi bulunan, büyük çoğunluğu genetik (kalıtımsal) bozukluklardan meydana gelen rahatsızlıklardır.
Nedenleri Nelerdir?
Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Genler kromozomlarla birlikte çoğalarak -hücre bölündükçe- yeni hücrelere geçerler. Doğan çocuğun genlerini, biri anneden biri de babadan gelen genlerin kopyası (aleli) oluşturur. Bazen anne yada babanın geninin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk olan gen kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur..
Belirtileri Nelerdir?
Bu tür hastalıklar genelde erken yaşta görülüyor.İleri yaşlarda da başlayan çeşitleri mevcuttur.Merdiven çıkmada zorlanmalar,oturduğu yerden kalkarken zorlanma,sık sık düşmek,hareketlerde yavaşlama v.s. gibi güç gerektiren günlük hareketlerde yavaşlama,kısıtlamalar ve zorluklarla kendini gösterir.Çevrenizde bu tür şikayetleri bulunan kişileri en yakın hastahanenin Nöroloji bölümüne başvurmalarını söylemekte fayda vardır.
Tanı Nasıl Konulur?
Hastalıkların tanısını koymada en önemli testlerden biri EMG (elektromyogram)’ dir. Bu testte kasa yerleştirilen aletlerle (elektrotlar), kişinin kas ve sinirlerinin durumu anlaşılır. Bir diğer tanı yöntemi de kan tetkikleridir. Bu tetkiklerle “spinal muskuler atrofiler” öteki “nöromüsküler” (kas-sinir) hastalıklarından ayırt edilebilir. Ayrıca yine kan örneklerinden yapılan bir takım genetik incelemelerle gendeki kusur saptanarak hasta ve hastalık taşıyıcıları tanınabilir.Bir diğer tanı yöntemi Biyopsi’dir.
Çeşitleri Nelerdir?
Şu anda bilinen 50’nin üzerinde değişik türde kas hastalığı mevcuttur.
İlerleyen Dönemler;
Kas hastalıklarında (hastalığın çeşidine göre) hızlı veya yavaş,hastalık ilerleme gösterir.Hareketler zamanla zorlaşır,yavaşlar ve kişi tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelebilir..Hastalık ağırlaştıkça istenmeyen yan etkiler ortaya çıkabilir.Bunlar arasında bası yaraları, eklem kısalmaları, yutma güçlükleri, solunum problemlerini sayabiliriz. Doktor gözetimi altında yapılan fizyoterapinin problemleri azaltmakta büyük yararı var. Kişinin ve ailenin ilerleyen dönemler için eğitimi mutlaka şarttır.Gerekli bilgileri nöröloğunuzdan ve fizyoterapistinizden alabilirsiniz.
Akraba Evlilikleri;
Akraba evliliklerinde bu tür hastalıkların ortaya çıkma olasılığı çok yüksektir. Örnek olarak toplumda her beş yüz kişiden birinin belli bir hastalığın taşıyıcısı olduğunu düşünelim. Bu hastalığın akraba evliliğinde görülme sıklığı 63 kez daha fazladır. Genler yoluyla çocuklara geçen onlarca hastalığın en büyük nedenlerinden biri olan akraba evliliklerinden her ne olursa olsun kaçınmak çok önemlidir. Geçmişte cahillikle açıklanan bu evliliklerin, iletişimin bu denli yaygınlaştığı günümüzde hala yapılıyor olması ülkemiz açısından çok acı bir gerçektir. Halkın bu konuda mutlaka bilinçlendirilmesi gerekir.
|
|
|
|
04-16-2009, 03:43
|
#2
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Nis 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 409
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 422 
|
teşekkürler arkadaşım
__________________
KAAN ONURYÜREK
|
|
|
|
05-05-2009, 21:00
|
#3
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Mayıs 2009
Yaş: 22
Mesajlar: 1
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 13 
|
sorulara cevab varmı ?
|
|
|
|
05-05-2009, 21:22
|
#4
|
Konu Başlıkları Editörü
Üyelik tarihi: Haz 2008
Yaş: 38
Mesajlar: 297
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 310 
|
Alıntı:
GaziSporcu´isimli üyeden Alıntı
sorulara cevab varmı ?
|
hangi soruya cvp istiyorsunuz?
daha net olursanız, daha anlaşılır olusunuz.
|
|
|
|
05-17-2009, 13:45
|
#5
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Nis 2009
Mesajlar: 13
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 25 
|
PROGRESİF MUSKÜLER DİSTROFİLER
Progresif musküler distrofiler (PMD) kalıtsal, genellikle çocukluk çağında başlayan, ilerleyici kas atrofileri ile karakterize, sıklıkla proksimal kasların tutulduğu hastalık grubudur. PMD' ler kalıtım şekli, başlangıç yaşı, kas tutulumunun dağılımı ve ilerleme hızı gibi özellikleri ile birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Şu anda PMD' lerde nedene yönelik, özel bir tedavi yöntemi yoktur. Fizik tedavi, hastanın olası komplikasyonlardan korunması ve ortopedik sekellerin tedavisinde yardımcı olunur.
PMD' lerin sık rastlanan formlarının genetik geçiş özelliklerine göre sınıflaması şu şekildedir:
Ø X' e bağlı resesif geçenler
Ø Duchenne musküler distrofi
Ø Becker musküler distrofi
Ø Emery Dreifuss musküler distrofi
Ø Otosomal resesif geçenler
Ø Skapulo humeral musküler distrofi
Ø Çocukluk çağı otosomal resesif musküler distrofisi
Ø Otosomal dominant geçenler
Ø Fasiyo skapulo humeral musküler distrofi
Ø Distal musküler distrofi
Ø Oküler musküler distrofi
Ø Okülo farenjeal musküler distrofi
Ø Duchenne musküler distrofi
İlk kez 1868' de Duchenne tarafından tanımlanmıştır. En sık görülen PMD' dir. Yine çocukluk çağının en sık görülen nöromüsküler hastalığıdır. X' e bağlı resesif geçer ve yalnızca erkek çocuklar hasta olur. Kızlar taşıyıcıdır. Duchenne musküler distrofinin insidansı 100 000' de 20, prevalansı 100 000' de 2-3' dür. Olguların 1/3' ü sporadiktir.
Semptomlar 5 yaşından önce başlar. Sıklıkla çocuk yürümeye başladığında hastalık aile tarafından fark edilir. Paytak yürür, yattığı yerden kalkmakta zorlanır, merdiven çıkmakta zorlanır, sık düşer. Kuvvetsizlik özellikle alt ekstremite proksimal kasları ve kuşak kaslarında belirgindir. Üst ekstremite proksimal kaslarını da erken dönemde tutabilir. Baldır kaslarında yalancı hipertrofi olur ve yağ ve bağ dokusu artışına bağlıdır. Gower arazı sırtüstü yatan çocuğun ancak yüzüstü dönerek, tırmanır gibi önce elleri ile gövdesini kaldırması, sonra elleri ile bacaklarına destek olarak ayağa kalkmasıdır ve bu hastalarda belirgin bir şekilde görülür. Hastalık hızla ilerler ve 10 yaşına doğru hastayı önce tekerlekli sandalye sonra yatağa bağımlı hale getirir. İleri dönemde kontraktürler ve deformiteler ortaya çıkar. Kalp kasları tutulumu ve buna bağlı komplikasyonlarla sık karşılaşılır. Duchenne musküler distrofili çocukların zeka düzeyinde yaşıtlarına göre ılımlı gerileme vardır.
Serum enzimleri bilhassa kreatinin kinaz (CK) hastalığın başlangıcında daha fazla olmak üzere, belirgin derecede yükselir. EKG ve ekokardiyografik değişiklikler saptanabilir. EMG' de myojenik ünit değişiklikleri ve düşük amplitüdlü interferens görülür. Kas biyopsisinde kas lif çaplarında değişiklik ve nekroz, bağ ve yağ dokusu artışı belirlenir.
Duchenne musküler distrofide X kromozomu kısa kolundaki genetik bozukluğa bağlı kas membran proteini olan distrofin hiç yapılamamaktadır.
Hastalığın tedavisinde steroidler denenmektedir, fakat bu ilaçlarla kısa süreli geçici bir düzelme olmakta ve belirgin yan etkiler ortaya çıkmaktadır.
Becker musküler distrofi
X' e bağlı resesif geçer. Bu hastalık genetik, kas tutulumunun dağılımı ve patogenez yönünden duchenne musküler distrofinin ılımlı formu gibidir. Kas membranında distrofin adlı protein azalmış olsa da saptanır. Hastalık DMD' ye göre daha ileri yaşta ( 5 yaşından sonra ) başlar. Daha ileri yaşta disabiliteye neden olur. Kalp tutulumu ve zeka düzeyinde gerileme çok az olguda ortaya çıkmaktadır.
Emery dreifuss musküler distrofi
Nadir görülen, X' e bağlı geçen PMD' dir. Hastalık sıklıkla 5 yaşından sonra başlar ve Becker musküler distrofiye göre daha yavaş ilerleme gösterir. Başlangıçta üst ve alt ekstremitede proksimal kasları etkilemekte ve yansıra alt ekstremitede peroneal grup kaslarıda tutulmaktadır. Hastalarda özellikle kolda ve baldırda erkenden kontraktürler ortaya çıkarlar ve postür bozukluğuna yol açarlar. Kalp tutulumu (şiddetli kardiyomyopati, , aritmi, iletim blokları) sık olarak saptanır.
Skapulo humeral musküler distrofi
Otozomal resesif geçer. Sık görülmez. Semptomlar daha geç, 10-20 yaşlarında başlar ve yavaş ilerler. Kuvvetsizlik ve atrofi üst ekstremitede kol ve omuz kaslarında belirgindir. Çok ileri dönemde alt ekstremiteye yayılır. Kontraktür hastalığın çok ileri dönemlerinde gelişebilir.
Fasiyo Skapulo humeral musküler distrofi
Otozomal dominant geçer. Genetik anormallik 4. kromozomun uzun kolundadır. Semptomlar yetişkin yaşta başlar. Kas tutulumunun şiddeti olgudan olguya değişebilir ve yüz, boyun ve omuz kasları tutulur. Hastalık normal yaşam süresini kısaltmaz. Kalp tutulumu ve zeka düzeyinde gerileme olmaz. CK değeri normal veya hafifçe yüksek bulunur.
Distal distrofi :
Otosomal dominant geçer. Sıklıkla 40 yaşından sonra ilk semptomlar ortaya çıkar. El ve ayağın küçük kaslarında tutulma olur. Hastalık yavaş ilerler.
Oküler distrofi :
Otosomal dominant geçer. Resesif ve sporadik vakalarda bildirilmiştir. Semptomlar genellikle 30 yaşından önce başlar. İlik semptom pitosizdir. Daha sonra eksternal oftalmopleji gelişir ve yüz kaslarında da kuvvetsizlik ve atrofi ortaya çıkar
KAYNAK:
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]
|
|
|
|
05-17-2009, 13:48
|
#6
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Nis 2009
Mesajlar: 13
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 25 
|
Duchanne kas distrofisi bir kas hastalığıdır.
Vücudun Neresi Hastadır?
Vücudumuzu hareket ettiren ve kolumuza, bacağımıza dokunup sıktığımızda elimize gelen kitleler kaslardır. Kaslar, binlerce kas hücresinden oluşur; bu hücrelerin her biri zarla çevrilidir. Sizde bu kasların her bir hücresinin zarında var olması gereken bir madde (DİSTROFİN isimli protein), yapısal olarak eksiktir.
Bu bozukluk; nasıl hastalık belirtisi ortaya çıkarıyor?
Hareket etmemizi ve gücümüzü sağlamak için kaslarımız kasılır. Bu kasılma her bir kas hücresine çok fazla yük bindirir. Eğer çevresindeki zar yeterince kuvvetli değilse kas hücresi bu kasılma sırasında bu güce dayanamaz ve zar yırtılır. İşte kas hücresi zarındaki DİSTROFİN, kaslarımızı kasılma sırasında yırtılmaya karşı koruyan maddelerden biridir. Dolayısıyla DİSTROFİN eksik olduğunda bu dayanıklılık sağlanamaz ve kas hücresi yırtılır, ölür. Eğer bir kasımızdaki hücrelerin çoğu yok olur, ortadan kalkarsa, geride kalanlar kasılmaya, yani hareket etmeye ve güç oluşturmaya yetmez. Böylece gücümüz ve hareketlerimiz azalır. Yani, DİSTROFİN’ in eksikliği doğuştan beri olduğu halde şikayetler ancak çok sayıda kas hücresi öldükten sonra, belli bir yaşta ortaya çıkar.
Hastalığın belirtileri nelerdir, seyri nasıldır?
Hastalığın belirtileri, güç kaybı ve hareketlerde azalmadır. Bu belirtiler ilk olarak kalça çevresindeki kaslarda başlar. Bu nedenle ilk belirtiler yokuş ve merdiven çıkmayı, oturduğu yerden kalkmayı etkiler. Giderek normal yolda yürüme zorlaşır, hasta sık sık düşer. Omuz çevresindeki kaslar etkilendiği zaman kollarda zayıflık ortaya çıkar. En son olarak solunum ve gövde kaslar etkilenir. Hastalık kalp kasını da tutabilir ama bu genellikle ciddi bir belirti ortaya çıkarmaz.
Hastalık kimlerde ve ne sıklıkta görülür?
Hastalık genel olarak erkek çocuklarda görülür. Doğan her 3500 erkek çocuktan biri bu hastalığa yakalanmış olarak doğar. Kızlar genellikle taşıyıcıdır, hastalık belirtisi göstermezler. Ancak, seyrek de olsa taşıyıcı kızlarda da hastalık belirtisi ortaya çıkabilir.
Hastalığın nedeni biliniyor mu?
Evet biliniyor. Vücuttaki DİSTROFİN eksikliği, bu maddeyi üreten (kodlayan) bir gendeki bozukluk nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Yani genetik (kalıtımsal) geçişlidir. Hastalık ya bir önceki kuşaktan aktarılmıştır veya anne karnındaki oluşum sırasında bu gen yanlış oluşmuştur. Her iki durumda da ortaya çıkan sonuç aynıdır. Arada hiçbir fark yoktur. Hasta olan gen, cinsiyet kromozomlarından biri olan X kromozomunun Xp21 bölgesindedir.
Gen, kromozom, genetik (kalıtımsal) ne demektir?
Her bir hücrenin olduğu gibi kas hücrelerinin de her biri içinde çekirdek vardır. Çekirdek, bir hücrenin adeta beyni gibidir. İşte bize ait bütün bilgiler, karakterlerimizi belirten her türlü bilgi (örneğin saç rengimiz, göz şeklimiz, kas hücresi zarımızın dayanıklılığı gibi) bu çekirdek içindeki kromozomlarda bulunur. Kıvrılmış birer şerit halindeki kromozomlar üzerinde sıralanmış (adeta bir ipe dizilmiş gibi) genlerin her biri ise bu özelliklerden yalnızca bir tanesini belirler. Yani kas hücremizin dayanıklılığını belirleyen 10 özellik varsa ve bunlardan yalnızca bir tanesi DİSTROFİN ise, DİSTROFİN’ i tek bir gen yapar. Dayanıklılığını belirleyen özelliklerin tümü ise o çekirdekteki bilginin içindedir. Çekirdeklerdeki bilgiler bize annemiz ve/veya babamız tarafından verilir. Bu nedenle, örneğin gözümüz annemize, kaşımız babamıza benzeyebilir. Eğer bozuk bir gen anne veya babada hasta ise, bazı ihtimaller dahilinde çocuğa da aktarılabilir. Bazen de herhangi bir gen anne ve babada bozuk olmadığı halde çocukta bozuk olabilir. Yani hastalık bir kuşaktan başlamış olabilir. Ancak bozukluğu, bir sonraki kuşağa geçirme olasılığı olduğu için, buna da genetik (kalıtımsal) hastalık diyoruz.
Eğer hastalık bir önceki kuşaktan geçirilmişse tüm kardeşlere de geçirilmiş midir, yeni bir kardeş doğarsa hasta olma şansı var mıdır?
Eğer kardeş erkek ise hastalık taşıma ihtimali vardır. Ancak hastalığın ilk belirtileri 2-3 yaşında ortaya çıktığından, kardeş te bu yaşa geldiğinde hastalık belirtileri fark edilecektir. Yeni doğacak kardeş erkek olursa (ki bunu saptamak mümkündür) hasta olma ihtimali vardır. Ancak, anne, hamileliğin başında başvurursa bebeğin hasta doğup doğmayacağı anlaşılabilir. Bu durumda, isteğe göre, bebek doğurulabilir ya da doğurulmayabilir.
Hastalığın tanısı nasıl konuyor?
Yakınları hastalık belirtisi gözlediğinde çocuğu doktora getirir. Doktor muayene ettikten sonra bazı incelemeler ister. Bunların ilki bir kan testidir. Damardan iğne ile alınan kanda CPK isimli maddenin yüksek olup olmadığına bakılır. İkinci inceleme EMG’ dir. Bu inceleme sırasında, incelemeyi yapan doktor, kaslara çok ince birkaç iğne batırır. Bu iğnelerin batması, sivrisinek ısırığından daha fazla acıtmaz. hafifçe acı duyulur. Eğer bu testlerle bir kas hastalığı saptanırsa, o zaman sıra hangi kas hastalığı olduğunu araştırmaya gelir. Bu durumda önce yine damardan bir kan alınarak Xp21 genindeki bozukluğa bakılır. Eğer bu bozukluk gösterilebilirse hastalığınızın tanısı %100 doğrulukla konmuş olur. Bazen bu gen bozuk olduğu halde bozukluk görülemez. Bu durumda hastadan küçük bir kas parçası alıp onu incelemek gerekir. Kas biyopsisi adı verilen bu incelemeye başlarken kol veya bacak kaslarından birinin üstü temizlendikten sonra bir iğne yapılır. Bu iğne hafifçe yakar, ama o bölgeyi tümüyle uyuşturur, duyarsız hale getirir. Bu duyarsızlık birkaç saat sürer. O arada o bölge kesilerek içerden küçük bir kas parçası alınıp dikilir. Hasta bu işlemi, o bölge uyuşturulmuş olduğu için hiçbir şekilde duymaz. Alınan parçada daha sonra sizde DİSTROFİN olup olmadığına bakılır ve hastalığın tanısı konur.
Hastalığın tedavisi var mıdır?
Hastalığın bugün için bilinen ilaç tedavisi yoktur. Yani, hastalığı tümüyle ortadan kaldıracak bir ilaç bugün için bilinmemektedir. Ancak, hastalığın sebebinin bilinmiyor olması, tedavi konusundaki çalışmaları çok kolaylaştırmaktadır. Bilim çok hızla ilerlemekte ve gelişmiş ülkeler bu çalışmalara çok para yatırmaktadırlar. Bu çalışmalar, hastalığın tedavisinin yakın gelecekte bulunacağı ümidini vermektedir.
Tedavi bulununca hastalar bundan yararlanabilir mi?
Elbette yararlanabilir. Gücünü çok kaybetmiş olan kaslarda belki bir düzelme görünmeyebilir; Ancak hafif güç azalması olan kaslar ile henüz gücünü yitirmemiş olanlar, etkili olabilecek bir tedaviden mutlaka yararlanacaklardır. Buradaki dikkat edilmesi gereken nokta, güç kaybının hızını mümkün olduğunca yavaşlatabilmektir.
Son gelişmeler nelerdir?
Şu sıralarda hastalığın tedavisi üzerinde çalışılmaktadır. Amaç, kas hücrelerinde yok olan distrofini yerine koyabilecek veya distrofin dışında onun görevini yapacak yöntemler geliştirmektir. Hayvan deneyleri sürmekle beraber henüz uygun bir yöntem bulunabilmiş değildir.
Güç kaybının hızını azaltabilmek için ne yapılması lazım?
Duchennei ve benzeri hastalıklarda hiç gözden kaçırılmaması gereken nokta, bu hızı biraz olsun yavaşlatabilmenin elinizde olduğudur. Bunun için hastanın aktif çabası gerekmektedir. Çünkü hastalık sırasında güç kaybına neden olan iki etken vardır. Birincisi, daha önce belirttiğimiz gibi hastalık nedeniyle kas hücrelerinin tek tek ölmesi.İkincisi ve çok önemlisi ise, hareket etmeyen kasların, her kimde olursa olsun küçülüp zayıflayacağı. Hasta olmasa bile spor yapan ve yapmayan insanları gözünüzün önüne getirin. Spor yapan elbette daha kuvvetli olacaktır; buna karşılık spor yapmayan kişi daha az güçlü, kapasitesini tam kullanamaz durumda olacaktır. Hastalık nedeniyle zaten bir güç kaybı olduğu için hastanın hareket yapması çok daha fazla önem taşımaktadır. Ancak, hareket yapayım derken aşırıya kaçmamak, uygun olmayan kasları çalıştırmamak ve yormamak gerekmektedir. Bu nedenle hastalığı bilen bir kişinin (fizyoterapist) uygun hareketleri ve çalışma sürelerini hastaya bildirmesi gerekmektedir. Böyle düzenlenmiş hareket çalışmalarına FİZYOTERAPİ adı verilmektedir. Bundan sonra yapılması gereken, bu uygun hareketleri HERGÜN tekrarlamaktır. Hiç unutmayın, hareketleri arada bir çok yapmak çok zararlı, ancak her gün düzenli olarak az sayıda yapmak ise çok yararlıdır. Hareketin sayısının fazlalığı değil, DÜZENLİ olması çok önemlidir.
Fizyoterapi hareketlerini yaparken çok sıkılıyorum
Başlangıçta bu hareketler hastaya çok sıkıcı gelebilir, hatta bazen kol veya bacakları ağrıyabilir. Ancak öncelikle, tedavi bulununcaya kadar bu hastalıkla arkadaş olup iyi geçinmek zorunludur. Bunu kabul edelim. İyi geçinmenin en iyi yolu da hiç unutmayın, kasları bu süre içinde en iyi durumda tutabilmek. Kasları olabildiğince iyi durumda tutabilmek için ise bu hareketler mutlaka yapılmalı. Bunları kafanıza iyi yerleştirdikten, yapabileceğimize inandıktan sonra nasıl sıkılmadan yapalım sorusunu yanıtlamaya çalışalım:
Bir kere bu hareketlere ayıracağınız süre tümüyle hastaya aittir, hasta bunun tadını çıkarabilir. İkincisi, hareketleri yaparken, yattığınız veya oturduğunuz yerden televizyon seyredebilir veya hayal kurabilirsiniz. Bazı hareketlerde ise anne veya babanın yardımı gerekebilir. Bu durumda da sohbet edilebilir. Bunların dışında o süreyi zevkli kılacak başka yollar da bulunabilir. Zaten bir süre sıkıntısına dayanıp ta düzenli yapılmaya başlandığında,hasta kendisini eskisinden daha iyi hissettiğinde bu süreyi kendisi uzatmak isteyecektir.
Tümüyle tedavi etmese de kullanılması gereken ilaç var mı?
Kortizon cinsi ilaçlar kullanıldığında hastalar bir süre kendilerini daha iyi hissetmekteler. Bu nedenle bir çok hasta bu ilaçları kullanmaktadır. Ancak bu ilaçlar kullanılırken tuzsuz yemek, kilo almamak, doktor kontrolünden çıkmamak, ilaç miktarı ile oynamamak zorunludur.
Yürümek çok zorlaşırsa ne yapılabilir?
Başlangıçta ayak bileği için verilen gece ateli çok yararlı olabilir. Yürümek çok zorlaşırsa bacağı dik tutan yürüme cihazı yıkanabilir. Bu cihaz iyi yapılırsa, hastaya uygun yapılacağı ve de pantolon içine giyilebileceği için kullanması oldukça rahat olacaktır.
Hasta yürüyemezse ne yapılabilir?
Yürüyemeyecek kadar güç kaybı varsa tekerlekli iskemle kullanmak mümkündür. Tekerlekli iskemle kullanmak, gözlük veya baston kullanmak kadar doğal, normal bir şeydir. İster yürüyebilir, ister yürüyemez durumda olsun, hastanın hareket edebileceği kadar hareket etmesi hem kendisi hem de bizim için gereklidir, çünkü hareket eden kaslar daha zor zayıflar. Hiç unutmayın, yalnızca kaslarınız zayıf ve zor hareket ediyorsunuz; aklınız başınızda ve çevreniz bundan yararlanabilir. Bu nedenlerle kolay ve çabuk hareket etmenizi sağlayacak her yolu denemek gerekir. Tekerlekli sandalye de sizi kolay hareket ettirecek araçlardan biri. Onu kullanmaktan kaçınmanıza hiç gerek yok.
Tekerlekli sandalye kullanmak zorunda olan hastalar nelere dikkat etmelidirler?
Öncelikle sandalyenin hastaya uygun olması şart. Yani sandalyenin eni,hastanın elinden büyük olmamalı. Aksi taktirde otururken eğri durabilir; bu da omurgada eğriliklere, giderek nefes kapasitesinde azalmaya yol açabilir. İkinci önemli nokta, yürümek çok zor hale gelirse hemen tekerlekli sandalye kullanmaya başlanmaması. Hareket etmesi çok önemli olduğu için, mecbur kalmadıkça sandalyeye oturmamasını öneriyoruz. Belki başlangıçta yalnızca dışarı çıkarken, uzak bir yere giderken kullanılabilir. Gerekli hale gelirse sürekli kullanılır. Her şey uygun durumda kullanıldığında yararlıdır. Ayrıca bu hastalığın tembelliğe tahammülü yoktur.
Sosyal yaşamda var olabilir miyim, neler yapabilirim?
Elbette var olabilirsiniz. Zaten var olmalısınız da; bu sizin topluma karşı göreviniz. Nasıl mı? Yapabileceğiniz her şeyi yapın; hiçbir şeyden kaçınmayın. Bir kere durumunuzdan utanmayı bırakın. Koşullar elveriyorsa okulunuza devam edin. Etmiyorsa evde bir şeyler yapın. Daha çok aklınızı, dilinizi, ellerinizi kullanarak yapabileceğiniz şeylerde başarılı olacaksınız.
Bu nedenle, örneğin öykü ve şiir yazmak, satranç öğrenmek ve oynamak, okuma-yazma bilmeyen arkadaşlarınız için öykü-şiir kasetleri doldurmak gibi işler sizin için biçilmiş kaftan. Bunun dışında etkinlikler yaratmak da sizin elinizde. Üretken oldukça hayatta daha mutlu olduğunuzu göreceksiniz.
Kaynak:
Türkiye Kas Hastalıkları Derneği
|
|
|
|
06-24-2009, 10:21
|
#7
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2009
Yaş: 29
Mesajlar: 260
User Status: Offline
Tecrübe Puanı: 272 
|
Ben kas hastalığının bir çeşidi olan Kronik Demyelinizam Polinöropati hastasıyım.Çok istememe rağmen kendi hastalığımı yaşayan bir başka kişiye rastlayamadım.Hastalığımın seyri evreleri açısından bunu hep merak etmişimdir.
|
|
|
|
07-25-2009, 15:42
|
#8
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Nis 2009
Mesajlar: 13
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 25 
|
Alıntı:
Sevgi07´isimli üyeden Alıntı
Ben kas hastalığının bir çeşidi olan Kronik Demyelinizam Polinöropati hastasıyım.Çok istememe rağmen kendi hastalığımı yaşayan bir başka kişiye rastlayamadım.Hastalığımın seyri evreleri açısından bunu hep merak etmişimdir.
|
Benim anladığım kadarıyla sizin hastalığınız kas-sinir hastalıkları grubuna giriyor,tabi kii bu benim net den öğrendiğim kadarıyla bi bilgi sizde bakın isterseniz,
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]
ama bildiğim bi şey kas hastalıklarının her kişi de ayrı seyir izlemesi yani aynı tür kas hastalığını taşıyan iki kardeşde bile farklı seyrediyor,bu açıdan sizin hastalığınızı taşıyan birini bulsanız dahi bu sizi yanıltabilir..
Bu tip hastalıklar kişi ye özel sankii...
Sağlık mutluluk dolu günler dilerim....
|
|
|
|
07-25-2009, 15:52
|
#9
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2009
Yaş: 29
Mesajlar: 260
User Status: Offline
Tecrübe Puanı: 272 
|
ama bildiğim bi şey kas hastalıklarının her kişi de ayrı seyir izlemesi yani aynı tür kas hastalığını taşıyan iki kardeşde bile farklı seyrediyor,bu açıdan sizin hastalığınızı taşıyan birini bulsanız dahi bu sizi yanıltabilir..
Bu tip hastalıklar kişi ye özel sankii...
Haklısınız kardeş bölümünü unutmuşum...bu hastalığı anlatan bölüm içinde tşk ederim.akut kısmı gerçekten biraz daha iyiymiş.
Malum bnm rahatsızlığım kronik.... yani yaşam boyu.
Allahtan ümit kesilmezmiş... bakalım
|
|
|
|
07-25-2009, 18:21
|
#10
|
|
Üye
Üyelik tarihi: Nis 2009
Mesajlar: 13
User Status:
Online!
Tecrübe Puanı: 25 
|
Alıntı:
Sevgi07´isimli üyeden Alıntı
Haklısınız kardeş bölümünü unutmuşum...bu hastalığı anlatan bölüm içinde tşk ederim.akut kısmı gerçekten biraz daha iyiymiş.
Malum bnm rahatsızlığım kronik.... yani yaşam boyu.
Allahtan ümit kesilmezmiş... bakalım 
|
Bütün dünya da ilaç üzerine çalışmalar yürüyülüyor ama daha da önemlisi gen terapisi ve kök hücre çalışmalaarının hızlanmış ve adım atılır hale gelmiş olması.bi tedavi bulununcaya kadar bize düşen görevse durumumuzu korumak ilerleyiş hızını ne yapıp yapıp yavaşlatmak..haklısınız Allah dan ümid kesilmez....
sağlık mutluluk dolu günler...
|
|
|
|
|
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Hybrid-Şeklinde
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:48 .
|